
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde talebesi olmaktan onur duyduğum Sn hocam Dr. Mehmet SAĞ hakkındaki bu değerli yazıyı sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyarım. Sn Mukadder Özdemir BALATOĞLU hanımefendiye çok teşekkür ederim.
Sevgi ve Saygılarımla
TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜYLE YANIP TUTUŞAN DR.MEHMET SAĞ RESİMLERİ ÜZERİNE…
Hangi uygarlık katında, hangi dönemde olursa olsun, hiçbir ulusun ya da milletin sanatını bir diğerinden daha üstün ya da aşağıda olduğunu söyleyemeyiz.
Aynı Primitif sanatın diğer dönemlerden aşağı olduğunu söyleyemediğimiz gibi.
Her toplumun her ulusun yerel estetik değerlerini sanat katına çıkarmak; o toplumlar için önemli olduğu kadar, daha güzel bir dünya için de zenginlik ve gerekliliktir. Günümüzde kültür ve sanat yoluyla gerçekleştirilen uluslararası etkilere baktığımız zaman ithal edilen sanatın kültürleri ve hatta kimlikleri yok ettiğini anlıyoruz.
Bugün sanat ihraç eden toplumlar, yaşam dinamiklerine yön veren bir topluluk olmayı, sanatın önemine ve gelişmesinin gereğine inanarak başarmışlardır.
Göçebelerin oluşturduğu büyük kıtada, resim sanatında Amerikalı bir anlayışın kararlı bir mücadele ile başarıldığını unutmayalım.
Amerikan sanat kimliğini oluşturmak için; resim, mimari, sinema, fotoğraf ve tüm sanat alanlarındaki sanatçıların dayanışma içinde olduğunu önemsiz bir tutum gibi görme kolaycılığında olmadan hatırlayalım.
Bunun yanında eleştirmen ve düşünürleri ve dahi CIA ile amaca ulaşana kadar çaba verdikleri zamanlarda, büyük çoğunluğumuzla bizler ülkemizde oradaki anlayışların taklitlerini yapmakla kendimizi avutuyorduk.
Mehmet Sağ resimlerine ve tek başına yaptığı sanatsal mücadelesine bakarken bunları hatırlamadan ve hatırlatmadan edemiyoruz.
Toplumsal bir dayanışma ve atmosfer olmadan, tüm gücünü; kendi bilgi birikimi, analiz ve sentez gücü, yaratıcılığı, sonsuz deneme ve arama çabaları ve yılmazlığından alan Mehmet Sağ, gerek kuramsal çabaları, gerekse resimleri ile saygın bir sanatsal kişilik sergilemektedir.
Yakın dönemde gerçek bir adanmışlık, inanmışlık, kararlılık, coşku ve sebatla sanat dünyasında varlık gösteren Mehmet Sağ’ın araştırmaları, akademik çalışmaları ve resimleri her yönüyle öğretici bir öneme de sahiptir. Bu açıdan bakınca, onun sanat görüşünü ve resimlerini takip etmek, anlamaya çalışmak, kendimize ve sanata karşı bir görev ve sorumluluğa dönüşmektedir.
Ancak bu bakış açısına bağlı olarak, bu inanmışlıkla sanat yapmanın göz ardı edilemeyecek zorluklarına da değinmemiz gerekir. Kimliği olan bir sanat anlayışına ulaşmanın ve değerlerimizi sanatla buluşturmanın uzun zamanlardan beri sanatımızın temel sorunu olduğunu ve bunun büyük bir sorumluluk oluşturduğunu unutmuyoruz ve bütün heybetiyle ortada duran bir sorun olduğunu görüyoruz. Sanatın kısmen kendi zamanının eseri olduğunu düşünürsek, içten kavranacak olanın çok uzun zamanlar öncesi değerlere ait; koruyamadığımız, geliştiremediğimiz özellikler olması yanında, plastik ile birleştirmek ve sanat katına çıkarmanın bireysel çabaları aşan toplumsal çaba ve desteklerle olması halinde ancak varılabilecek bir hedef olacağı açıktır. Mehmet Sağ bütün bu sorunları ve mazeretleri engel olarak görmeyen cesaretli, gerçek bir yurtseverdir.
Bir eserin önemi; plastik ve duyum özellikleri kadar devrinin özelliklerini ve kendisinin olanı ortaya koyabilmesinde gizlenmiştir.
Zaten kendisinin olanı ortaya koyabilmek Mehmet Sağ’ın sanat yolundaki gayesidir. Artık sanat geleneklerinin birçok milletler tarafından kullanılır olması nedeniyle milliyet ve yerellik gibi ölçülerin karşılığını; özde, kurguda, farklı ve değiştirilemez olanın estetik bağlamını sanat düzeyine çıkarmada yeni yollar ve yöntemlerle bulmak gerekmektedir.
Türk milletinin estetiğindeki farklı ve değiştirilemez olanın bağlamını en çok bulan, en çok arayan olacaktır. Mehmet Sağ bu yöndeki araştırmacılığı ile izlenmesi gereken bir aydındır.
Sanatsal açıdan yapılan, resim incelemelerinde klasik temel problem; ifade ile biçimin uygun çözümlenmesi resmin bütünleşmesidir.
Bu incelemelerde zaman zaman sanatın amacı ve güzelliğin özelliği yani estetik içinden çıkılmaz şekilde birbirine karıştırılır.
Sanatın amacı duyduğumuzu başkalarına ulaştırmaktır, güzellik ise bazı biçimlerin bize verdiği duyuştur. Günümüzde anlamı öne çıkaran estetiği yok sayan veya tersine eğilimde olan farklı sanat anlayışları etkilerini hissettirmeye çalışıyorlar.
Bunları da kenarda tutarak Mehmet Sağ resimlerini anlamaya çalışalım.
Mehmet Sağ sanatıyla Türk dünyasına ait çeşitli özellikleri ve hayat heyecanlarını, ruhumuzda bıraktıkları izleri resim diliyle ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Fakat o, bunu yaparken hudutlu ve belirli yaşantımızın dışında kalmış olan bir zamanın çeşitli objelerinde; atlarda, kıyafetlerde ve günlük yaşam çözümlemelerinde anlık vuruş ve intibalarında bize benzerlik kaygısı hissettirmez, onun yerine; anlık olanın heyecanını ve yankısını duyarız.
Bu yankı sadece çok kısa sürede yapılmış etkisi veren, eskiz tadında renkli yorumların ve kişisel heyecanların biçim alması ve sınırlanması ile meydana gelen bir somutlaşmadır.
Bu kadar yoğun düşünceler ile yapılan resimlerde, onun sanatının en göze çarpan özelliği Türk milletinin yaratılışının özündeki natüralist karakter ile ressamın bununla bütünleşen duyusal algısıdır.
Bu resimlerde hayatın karşıtı olan üsluplaşma ve soyutlaşma yerine her çizgisi hayat ve hareket dolu, tualin tüm yüzeyine yayılmış bir sanatla karşılaşıyoruz.
Mehmet Sağ bir devrin, bir toplumun sanat seviyesinde önemli olan, devamlı biçim elemanlarını geçici olandan ayırt etmenin önemine vakıftır ve bunu resimlerinden anlamak mümkündür. Bu amaçla onun resimlerinde devamlı biçim elemanlarının izinde olduğunu ve bunun mücadelesinde olduğunu görüyoruz.
Bu resimlerin çoğu koşan hayvanlar veya hareketli sahnelerdir, fakat hareketsiz konularda örneğin portrelerde bile olağanüstü bir canlılık ve devinim göze çarpar. Bu portreler, akademik resmin fotoğraf gibi gösterme isteğine saplanmadan realist bir toplumun akıcı özelliklerini sentezleme çabası taşır.
Benzetmeler kişiyi hatırlatmaya yeten, nesnenin canlılığını taşıyan tamamen insani bir benzetmedir. İtici kuvvet hem halkın günlük hayatının deviniminden gelmekte, hem de nesnenin ve tabiatın karışık görünüşünün bir anda ve karışıklığı koruyan bir doğallıkla verilme çabası tüm resimlerinde sezilmektedir.
Toprağa bulaşmış insanlarında, dans eden adamlarında bu doğallık kendini hissettirir. Bazı kurt resimlerindeki çözümler plastik olmakla kalmaz; kurdun gözündeki derin alev bize ulaşır ve ister istemez Mehmet Siyah Kalem resimlerini ve onu da besleyen kozmolojiyi hatırlatır.
Ardından totem armaları ile birleşen etkileşim kozmolojik eğilimi güçlendirir.
Bazı nesnelerdeki ve portrelerdeki serbest fırça vuruşu zaman zaman süslemeye varan örüntüleri düşündürmekte ancak hayatın devinimini yansıtan yönü ağır basarak resimlerde itibarlı bir fonksiyon kazanmakta ve kuvvete dönüşmektedir. Bunların şekillendirdiği estetikte Türk ruhunun hareketli duyarlığını görürüz.
Bu resimlerde temel öz değerlerin ortak bir özellik olarak birleştirici bir güce dönüşme eğiliminin varlığını seziyoruz.
Sanat felsefesi açısından ele aldığımızda;
Sanat eserinin ne gibi bir amaçla yapıldığının bilinmesi, yersiz peşin hükümlerin ortaya çıkmasına yol açması muhtemel sorunlardan biridir. Sanatçının bunu bilinçli veya bilinçaltı bir olgunlukla aşmaya çalıştığını görüyoruz.
Mehmet Sağ;
Konu, devir, kültür, obje ve madde bakımından ortak özellikleri bulmasına rağmen, bunlara biçim vermeyi herkesin gözü önünde arama cesaretini göstermesi, adeta hepimizi oluşa dahil etmesi, çalışma ve araştırmalarını paylaşmaya ayrı bir önem vermesi, onun sürekli açık bıraktığı penceresindeki davetiyle bize hatırlattığı sorumluluğu görmezden gelemeyiz.
Ben Mehmet Sağ’ın resimlerini ele alıştaki coşkusundan ve ilhamından etkilendiğim kadar açık yürekli ve samimi çabasını da görüyorum.
Sanatçı şahsiyeti kadar ulusal şahsiyetin önemli olduğu böylesine bir meydanda ve zorlu durumda hedef; sanatçının benliğinin ifadesi olan bu elle tutulmayan sanat elemanların çözümlenmesidir ve bu; zorluğu taşıdığı kadar fetih kapısını da oluşturmaktadır.
Bu büyük iddia insanın, eserde sanatçının kuvvetli heyecanını aramasına yol açar.
Bu resimlerdeki heyecanları hemen alan ve resimlerde kendini bulanların olacağı muhakkaktır.
Her alanda olduğu gibi sanat terbiyesi görmüş eğitimlilerimiz, çağın bakma biçimine, form ve kurgularına ve alışılmış olana değil; en önemli olanı bulmanın ve sanatın en özlü şekliyle anlaşılmasını mümkün kılacak arayışların yolcusudur. Bu özün doğadaki insanın sanatının da doğaya dönük olanda aranarak bulunacağını Mehmet Sağ resimlerinden anlıyoruz.
Mehmet Sağ boyayı fazla ezmeden, öldürmeden, kasmadan; tüm bu doğal özellikleri ve ulusal değerleri taşıyabilen büyük bir sanatın yakalanması için çalışırken, bütün heyecanları barındıran hudutsuz bir sanata yelken açmış olduğunu görüyoruz. Aradığı; devamlı etkilerin bıraktığı değişmez değerleri, etkiler ortadan kaybolduktan ve günlük hayattan çıktıktan sonra bulabilmektir.
Bütün bu sanatsal çabalarında Mehmet Sağ, arkasında korunarak gelen, Türk kültüründen devralınan toplumsal bir tecrübe olmadan, Türk milli kültürü ile yanıp tutuşurken, milliliği saf bir sanat anlayışı ile ele almanın zorluğu ortada iken, sanatta yerelliği geliştirme arzusuyla yola çıkmıştır.
Temel ve kurucu kavram olarak sanatta yerelliği geliştirme çabalarının cumhuriyet ile birlikte merkeze alma eğiliminin kendini göstermiş olduğunu biliyoruz. Aradan geçen yıllarda arzu edilen etki gücünü oluşturamadan, çağın ezici popüler değerlerinin altında kalarak geleneklerin yıprandığı bir dönemde Mehmet Sağ’ın “Türkler renklerin efendisidir” parolasıyla karşılaşıyoruz Mehmet Sağ Türklerin yaşamla ve kültürle kurdukları ilişkinin görsel zenginliğine dikkat çekerek resim dilinin oluşmasını arayan resimleriyle elini taşın altına tek başına koymuştur. Gerek söylemlerinde, gerek çizimlerinde ve yayınlarında öze dönmekte kararlı olduğunu ve bunun önemini bize göstermektedir.
Diğer yandan bir sanat eseriyle kurduğumuz ilişkide, eseri düşünce yoluyla incelemek ondan hoşlanmamıza yetmez. Böyle bir hoşlanma, sanat eserini bütünlüğüyle doğrudan doğruya kavramaktır. Eserin ne olduğunu düşünmeye vakit kalmadan o bize yapacağı etkiyi yapmıştır. İnsanların çoğunda estetik duygu, elbette düşünce durumlarına bağlı değildir.
Eser karşısında bir takım çağrışımlar işe karışır, bunlar da sanatın en büyük düşmanıdır. Fakat belirsiz sezgilerin, baskı altındaki içgüdülerin sanatta plastik bir şekilde gösterilmesi ve sanatçının madde ve biçime karşı olan duyarlığı ile yetinirsek o zaman bir zevk duyabiliriz İzleyici Mehmet Sağ resimleriyle düşünce yoluyla ilişki kurduktan sonra plastikten kopmasına fırsat bulamadan etkili kurgu ve biçimin zenginliği ile buluşur.
Adanmış bir yaşamın idealist bu tarz resimlerini incelemek, bu konularda yazmak da kendi içinde sorumluluk ve zorluklar taşır. Bu zorluk resmi yapan sanatçının tasaları ile benzerlik gösterir. Burada plastik ve sanatsal olanı gözden kaçırmak ve öze feda etmek veya bunları klasik öz ve biçim sorunu görerek, öze ait plastik özellikleri ihmal etme ve görememe tehlikesi çok güçlüdür. Zira resimde ifade; duyu alma, biçim verme gibi işlemlerin son basamağıdır. Bu basamağa gelene kadar etki altında kalmak mümkündür.
Kendisinin; “resmin dili Türk kültürünün derinliklerinden süzülerek gelen ve Türk töresinin tüm güzelliklerini ve heyecanlarını biriktirmiş bireylerin çözebileceği köklü bir yapı oluşturmalıdır” ifadesi, Türk estetiğinde yer edinmiş olan konumunu ve duruşunu önemli ölçüde yansıtmaktadır. Mehmet Sağ gerek söylemlerinde gerek yazılarında eğitimcilik anlayışını ve akademisyen kimliğinin gereğini, Türk gençliğinin geleceğe hazırlanmasının kilit rol oynadığını ifade ederek ortaya koymaktadır.
Mehmet Sağ resimleriyle olduğu kadar, kullandığı kavramlarda da izleyene yol göstermektedir. “Dört Renk Dört Yön Türk Ruhu” isimli sergisi açık bir manifesto gibidir. Bunların yanında kendi sanatını konumlandırırken şu ifadeleri kullanır.
”Dünya’da sanatın bir kısır döngü içerisinde olduğu bir gerçektir. Farklı, özgün ve güçlü bir anlayışa, bakışa ihtiyaç duyduğu bir zaman dilimindeyiz. Özellikle bir asrı aşkın bir süredir yüzümüzü döndüğümüz batı, sanatta kullanılacak ne varsa kullandı ve tüketti. Bizler bu tüketilmiş felsefeleri anlamaya ve kullanmaya çalışıyoruz. Halbuki bizi en köklü ve fonksiyönel bir şekilde ifade eden düşünce yapısından bihaber yaşıyoruz. Benim resim anlayışımı yönlendiren, işte bu düşünce yapısının estetik dinamikleridir.” Bu ifadelerinden Mehmet Sağ’ın özgün ve güçlü bir anlayışa önem veren tavrını anlıyoruz.
Mehmet Sağ’ın motivasyon kaynağı kişisel hırsı değil, milletine olan derin sevgisidir, onun konuyu gündemde tutması bile, ulusal sanat anlayışı için çabalara ivme vermenin önemine işaret eden bir vicdan gibidir.
14.03.2021
Mukadder Özdemir Balakoğlu




