KİTAPLAR


Ferihan Diril'in Dua Terkipleri

Annemin Çeyiz Sandığı

Modern Tasavvuf

ANA KONULAR


DİĞER


128 ülkeden 193.170 ziyaretçi

Muzik Fon Müziği

Evren ve İnsan

Evren hem şuurludur, yani hisseder, duyarlıdır. Aynı zamanda bir bilgi programı vardır. İnsan ile Evren uyum içersinde yaratılmışdır. İkisi de 4 elementten var olmuştur. İkisi de duyarlıdır ve ikisi de gelişime açıkdır. Sonuçta, ikisinin de yapısı birbirine çok benzemektedir. Bu nedenle evrene yani kainata makrokozmos, insana mikrokozmos denmiştir.

Kainatın yani evrenin bir sahibi vardır. Bizim literatürde biz bu kuvvete ALLAH diyoruz ve O..sonsuz ilim ve güzelliğin kaynağıdır. Bu kaynağın çıkış noktası ise İNSAN’dır. İnsan,Allah’ın çok değer verdiği bir eseridir,çünkü;İnsan düşünen düşündüklerini hayata geçirebilen seçme mekanizması ile hayatına yön verebilen ve kendisine muhatap seçtiği tek varlıkdır.

Ve Allah demişdir ki…”yeryüzünde bir halife yaratacağım”. Açılımı, beni temsil eden, benim özelliklerimi taşıyan ve benimle irtibat halinde olan… Küçük bir benzetme yapacak olursak, tıpkı ülkesini temsil eden diplomatlar gibi çünkü onlar çok özel yetiştirilmiş bilgili-zarif-uyumlu ve daima nereye ait olduğunu bilen insanlardır.

Bu hikayenin şöyle başladığını ifade eder teologlar… O…sonsuz kudret ve ilim sahibi idi.
Hiç birşey yokken o vardı ve karar verdi kendindeki bütün değerleri nakş edeceği sonra onda kendini seyredeceği bir AYNA yaratmaya… Pozitif ilim bu yaratılışa Big Bang patlaması der ve hala kainatın bu patlamanın etkisi ile genişlemeye devam ettiğini ifade eder. Yani yaratılış devam ediyor…

Allah kendindeki bütün değerleri kulum dediği bu varlığın mayasına katmıştır. Bu nedenle insan bedeni çok özel ve değerlidir, intahar ve insan öldürmek çok ağır bir fiil’dir çünkü bu beden insanoğluna emanettir. Bedenimizi yani sağlığımızı korumak en büyük ibadetlerdendir çünkü bedenimiz hor kullanabileceğimiz şahsımıza ait değildir, kutsal bir emanettir

Ve… ALLAH insanı manevi değerlerlede donatmıştır. Bu da ikinci bedenimiz yani ruhumuzdur. Biz buna manyetik beden veya mikrodalga beden de diyoruz. Bu iki kavramı insan bedeninde birleştirmiştir ve kendi de kulunun gönlüne gizlenmiştir madde alemde buna kalp diyoruz.
Bu nedenle”kalp kırmak ve gönle girmek” deyimleri toplumumuzda çok kullanılır ve değerli sözlerdir.

Burada insanların anlamakda zorlandıkları şey bütün bu güzelliklerin ortaya çıkması için kişinin yapması gereken ÇALIŞMADIR. Yani ,Felsefecilerin dedikleri gibi kişi önce kendini tanıyacak sonra düşünüyorum varım ben kimim gibi sorularla kendini irdeleyecek.

Peki… bu nasıl olacak?

Karsımıza tek bir konu çıkar: EĞİTİM. İnsanın kendisini eğitmesi gerekir.

Toplumumuzda yanlış olan insanların kendilerini sadece somut bilimlerle donatmasıdır, alınan pozitif ilim kişiyi bilgilendirir ama yeterli değildir. Kişi profesördür ama konusunun profesördür, önemli olan yaptığı bu çalışmanın onun insanlık değerini nereye tasıdığıdır. Yapılan bu çalışma kişiyi düşünceye itmeli ve manevi tarafını da geliştirmelidir. Çünkü madde alemden sonsuzluk diye değerlendirdiğimiz mana alemine kendini tasıyan tek varlık İNSANDIR.

İNSAN, madde aleminin bütün güzelliklerini yaşarken diğer taraftan da mana alemi için gerekli hazırlıkları yapmalı ve uyarılara dikkat etmelidir. Bu konuda ALLAH insanlık için, yarattığı sistemin özelliklerini öğretmek ve kendinide tanıtmak için belirli aralıklarla rehberler göndermişdir.
Onlar insanlığa mesaj getirmiş ve öğretici olmuşlardır. Bizi yani insanlığı sonsuzluğa taşıyan ve burada sisteme uyarak en güzel şekilde üreterek-gelişerek değer ve kıymetimizi bilerek uyum içersinde yaşama sanatını öğretmişler,bu sisteme uyulmazsa sistem dışına çıkan insanların nelere maruz kalacağını çok güzel ifade etmişlerdir.

Yaşamak bir sanattır.

İnsan hayatını bir kuşa benzetirsek bir kanat pozitif ilim diğer kanat soyut ilim %50 - %50 kuş dengede uçar, tek taraflı ağırlık kuşun uçma kalitesini bozar. Ya yerlerde sürünür yada alçak çatılara kadar yükselebilir. Oysa…sonsuz gök yüzünde süzülmek varken…

İnsanların ruhsal olgunluk kazanabilmeleri için hayatlarında bazı olaylarla karşılaşmaları ve her olayı bir hayat deneyimi olarak kabul etmeleri gerekir. “Bu neden basıma geldi” değil, “bu olaydan ne anlamalıyım, deneyimim ne olmalı” gibi sorular yöneltmeli kendine ki… hayat duvarına bir tuğla daha koyabilsin.

FAKAT..

Toplumumuz maneviyatı gericilik olarak değerlendirdiği için bu eğitim okullarda programa alınmıyor, ailelerde yeterli ve sağlıklı bilgi de yok. Bu şartlar altında özellikle yeni nesil çok sağlıksız yetişiyor ve zorluklarla karşılaşınca isyan ediyorlar. ”Neden ben”gibi sorularla hayatlarını daha zorlaştırıyorlar. Pozitif bilim nefsi kuvvetlendirdikçe daha çok maddeye dönüyorlar maddeye döndükçe kaos daha artıyor. Yeterli mana eğitimi alamayan bir insan yaradılışı gereği arayışa giriyor ve kendince mutlu olacağına inandığı bazı kültürlere saplanıyor.

SONUÇ;

Maneviyat yani inanç eksikliği insanları olumsuz ve yanlış düşüncelere yönlendiriyor veya inkara götürüyor…. Kainat şuurludur demiştik, insanın olumsuz düşünceleri kainata yayılınca kainat o olumsuz düşünceler katlıyarak o kişiye iade ediyor.

Büyükler ne demişler; kişi için ne düşünüyorsan aynısı sana da olur-ağzından çıkan söze dikkat et-dede bir erik çalmış torununun dişi kamaşmış bu enerji o kişin genlerine işlediği için nesiller boyu devam ediyor. Buna karma diyorlar yani genlerinizden getirdikleriniz.

İNSAN, madde ve mana olark kendini tanımalı. Bunun yolu sağlıklı bir eğitimden geçer.
Tek tarflı yetişen bir insan öbür tarafının eksikliğini daima hissedecektir ve bir anlam da veremediği için bu eksiklik mana tarafında ise doktorları dolaşıp şifa arayacaktır. Madde tarafı eksikse yani bir bilgi donanımı yoksa hiçbir zaman kendindeki hazineyi keşf edemiyecektir ve içinde daima bir kopleks taşıyacaktır. Parasal varlığı olup eğitimi olmayan insanların kendilerini topluma marka ile kabul ettirmeye çalışmaları gibi.

İnsanın görevi, kendini, kainatın sahibini ve sistemin kurallarını öğrenmekdir. Çünkü hayat, huzurdur-sevgidir-öğrenmek ve gelişmekdir.