KİTAPLAR


Ferihan Diril'in Dua Terkipleri

Annemin Çeyiz Sandığı

Modern Tasavvuf

ANA KONULAR


DİĞER


128 ülkeden 193.170 ziyaretçi

Muzik Fon Müziği

Eğitim Sistemimiz

Öğretim Görevlesi Sn.Ergün DEMİREL’in ”Eğitim Sistemimiz,, hakkındaki bizlerle PAYLAŞIMI:

 

EĞİTİM SİSTEMİMİZ
İçerde ve dışarıda güzel sözlerle ve yeterli kelimelerle
‘‘Kendini İfade Edebilen Bir Gençlik,,
Yetiştirelim

Yaşlılar gençlerden memnun değil.Gençler eğitim sisteminden memnun değil. Öğretmenler eğitim sistemini beğenmiyor. YÖK ve öğretim elemanları eğitim sisteminden memnun değil. Eğitim Bakanı dahi eğitim sisteminden memnun değil..

Herkes kendi bakış açısından, eğitim sistemini eleştiriyor. Kimine göre okullarda bozukluk var, kimine göre teknik, kimine göre dini eğitimde sıkıntı var.

Konuya bir de başka yönden bakalım.

Helen ve Roma medeniyetinde uygulanan ve bugünün Muassır/Çağdaş) medeniyeti olan Batı Medeniyetine uzanan süreçte eğitimin ana unsurlarını irdeleyelim.

1200 lü yıllardan bu yana uygulanan Avrupa da ki eğitim sistemi şu ana başlıklara dayanıyor;

- İlk aşama: Dilbilgisi, Retorik (Güzel Söz Söyleme), Diyalektik

- İkinci Aşama: Felsefe (Varoluşun Nedenlerini Kavrama), Matematik ve Mantık (Doğru ile Yanlışı anlama), Güzel sanatlar ve Estetik (Güzel ile Çirkini Ayıra bilme)

Biz bu alanlarda ne yaptık?

Dilbilgisi:

İlk ve orta öğretimde maalesef dilbilgisini ‘gramer bilgisi’ olarak algıladık. Hatta yabancı dilleri bile öğretmeğe çalışırken ‘grameri’ esas aldık. Yeni kelimler, yeni kavramları öğreten bir sistem kuramadık. Dil devrimini bile yanlış anladık. Bize yabancı kelimeleri atın demedi ki Büyük Önder; Dilimizin kaynaklarına gidin yeni kelimler üretin dedi. Biz yabancı kelimeleri attık, zengin bir dili fakirleştirdik. İnkilap ile İhtilalin arasındaki farkı bile kavrayamadan ‘Devrim’ dedik. 1970 li 1980 li yılları ‘İnkilap’ yapmaya çalışırken ‘İhtilalci’ olan gençlerle savaşarak harcadık. ‘İstihraç’ ile ‘intihali’ karıştırdık.

Seçkin insanlar dilinin en seçkin aksanını ve tarzını kullanır.
Argo ise kültürsüz insanların konuşma tarzıdır.

Bugün gençler ‘lay lay lom’ lisanı konuşuyorsa, kelimeleri kısaltıp uzatıyorsa daha da kötüsü kendini ifade edemiyorsa ‘Dilbilgisi’ eğitimi veremiyoruz demektir.

Hukuk’da, İktisat’da , Teknik konularda karşılık bulamadığımız için yabancı kelimeleri kullanmaya devam ediyorsak Dil Devrimi yarım kalmış demektir.

Retorik

Güzel konuşabiliyor muyuz?

Kendimizi ifade edebiliyor muyuz ?

En ufak olayda bile karşılıklı sorunumuzu anlatamadığımız için kanlı bıçaklı oluyoruz. Kaba bir ifade ama…Lütfen’imiz ‘Höst’,

Beyefendimiz ‘Dayı, Amca’ olmuş.

Kemeraltı haricinde fıkra ve espiri bile üretmediğimizden, köşe yazarları Osmanlıdan kalmış fıkralar anlatıyor.Güzel, kibar ve anlamlı konuşamıyoruz. Eğitim sistemimiz bunu sağlamıyor.

Diyalektik:

Ben bunu destekliyorum veya desteklemiyorum haricinde fikir üretemiyoruz.

Ya siyahlarımız var ya beyazlarımız. Canlı yayınlarda yapılan tartışmalarda ‘Bu böyledir’ ile ‘Hayır öyle değildir’ den başka fikir tartışması yok, yeni fikirler üretemiyoruz. Analiz yapamıyoruz, sentez yapamıyoruz. Kendi aklımızdan ürettiğimiz bir fikri ‘sentez’ alarak sunmaya çalışıyoruz. Hiç bir tartışmadan bir sonuç çıkmıyor. Farklı fikirler arasında uyum sağlayacak, denge sağlayacak yeni oluşumlar üretemiyoruz. Toplum katı çizgilerle ayrışıyor, yabancılaşıyor, kutuplaşıyor.

Takriben 15 yıllık bir eğitimden sonra bile diyalektiği anlamış insanlar yetiştirmiyoruz. Demek ki 15 yılda 32 şer hafta , her hafta da asgari 25 saatten 12,000 saatlik eğitimi boşa harcamışız.

Estetik- Felsefe- Mantık

Estetik dersi kalkalı 50 yıldan fazla bir süre oldu. Estetik deyince insanımız ‘ bedensel güzellik olarak anlıyor.. Çıkın sokağa, saç, sakal traşlarına giyim kuşamlara, yürüme ve davranış şekillerine bakın, ne kadar estetik bir görüntümüz olduğunu görürsünüz.

Felsefe ve Mantık da lise programlarını terk edeli neredeyse 30 yıl oldu. Bu konular artık düşük puanla girilebilen ve müşterisi az fakültelerde okutuluyor ancak.

Doğru ile Yanlışı, Güzel ile Çirkini tartma becerisini kazandıramadığınız gençlerden ne bekliyoruz? ‘Varoluşun Anlamını’ kavratamadığımız gençler tarikata girince, terör örgütüne girince, çete oluşturunca neden kızıyoruz?

Matematik

Matematik olmadan hiçbir Fen biliminin olmayacağını hepimiz biliyoruz. Ama hiç matematik eğitimi yapılmayan lise dalları yaratıyoruz. Hendese bilmeyen Mühendis yetiştirmeye çalışıyoruz. Sonra birileri ‘hesapsız –kitapsız’ konuşunca sinirleniyoruz.

Bir zamanlar ekmeğin 300,000 lira, kurşun kalemin 250,000 lira olduğu devirlerde, ilkokul öğrencilerine öğretmenler basit bakkal hesaplarını nasıl öğrettiler diye şaşırıyorum!

Güzel Sanatlar

Bizim çocukluğumuzda hafta sonları elimizde mandolin torbası kursa giderdik, hiç değilse bir müzik aletini çalabilelim diye. Okullarda folklor, halk müziği kursları vardı; Halayı zeybeği ayırt edebilelim diye. İstiklal marşını bile topluca okuyamıyoruz, düğünlerde oyun bile oynayamıyoruz.

Kızlarımıza en yaygın güzellikler olan yemek, çiçek, dikiş gibi nitelikleri, ‘’Hanımlık Sanatını,, öğreten Kız Sanat Okullarının (Kız Meslek Liselerinin) sayısını azaltırken, programlarını bozarken, ‘İmam Hatip Okullarında, ‘İmam’ olması mümkün bile olmayan kızlarımız için kontenjanları arttırıyoruz.

İlköğretim ve Ortaöğretimde ‘Sanat Eğitimi’ her sömestir bir resim yapma,basit bir şarkıyı söylemeye indirgedik. 15 milyon öğrencisi olan ülkemizde ‘Sanat ve Kültür’ kurşlarına, müzelere, operaya, baleye giden 1 milyon öğrenci var mı?

Sanat sadece kitabi bilgi ile öğrenilecek bir konu değil. Duyacaksınız, algılayacaksınız, uygulayacaksınız, hissedeceksiniz, sanat eseri ile bütünleşmeye çalışacaksınız. Maalesef yetersiz ve amacı sağlamayan bir Güzel Sanatlar eğitim sistemimiz var.

Sonuç;

Sanırım alışılmışın dışında bir yöntemle Eğitim Sistemini eleştirmeyi başardım. En azından okuyanların kafasında bir soru işareti yaratabildiğime inanıyorum.

Ne önerdiğimi sorarsanız?

Maalesef Batı Medeniyetinin Eğitim Sistemini taklit etmede pek başarılı olamadık. Gelin bugünün eğitim felsefesine rehberlik eden, 1200′lü yılların Avrupasına dönelim. O yılların eğitim felsefesini ve mantığını irdeleyelim. Medeniyetin ‘olmazsa olmaz’ kabul ettiği temel bilimleri esas alan yeni bir eğitim sitemini kuralım;

- Varoluş nedenini kavrayabilen,

- Güzel ile Çirkini, Doğru ile Yanlışı ayırd edebilen

- Rakamların dilinden anlayabilen,

- Güzel Sanatları algılayabilen

- İçerde ve dışarıda güzel sözlerle ve yeterli kelimelerle ‘’ Kendini İfade ,,edebilen bir gençlik yetiştirelim.

 

Saygılarımla
Ergün DEMİREL