KİTAPLAR


Ferihan Diril'in Dua Terkipleri

Annemin Çeyiz Sandığı

Modern Tasavvuf

ANA KONULAR


DİĞER


128 ülkeden 196.721 ziyaretçi

Muzik Fon Müziği

Seyir Defteri’nden Platonik Bir Dilek

Seyir Defteri
Atilla İlhan severlerinin buluştuğu çok nitelikli bir ‘’ Yazarlık ,, sitesidir.

Üyesi olduğum bu sitede değerli kalem arkadaşım ”Tengiz YAVUZ’un,, çok güzel ve anlamlı yazısını sizler ile paylaşmak isterim.

Sevgilerimle

 

 

Plâtonik Bir Dilek…

 

Plâtonik bir şekilde âşık olmak istiyorum.

Âşık olduğuma ulaşmadan,

Kendisi hiç bilmeden,

Sadece yüreğimde saklayarak.

Biliyorumki, bazı şeyler açığa çıkınca ne üzücü ki büyüsünü kaybediyor.

Gerçek ile o hayal arasındaki farklar sizi yıpratıyor, yıkıyor.

Ve biliyorum plâtonik aşk,

Aşkların en safı, en temizi, en içteni ve en derini…

Bu gece, Pietro Mascagni’nin “Cavalleria Rusticana” eseriyle büyüleniyorum ve bir dostumun güzel cümlelerini düşünüyorum: “Tengiz,, biliyor musun?

En güzeli plâtonik sevmek.

Ona ulaştığında belki mutlu oluyorsun, ama işin içine fiziksel dokunuşlar girince….

Genellikle merkez düşünce bedene yöneliyor, bunun üzerine kurulan bir ilişki ise uyuşturucu gibi beyni ve bedeni sarıyor.

Oysa sırf bu yüzden ayrılan ve acı çeken o kadar çok insan tanıyorum ki…

İşte bu yüzden, aşkı hiç kırmamak istiyorum. Onu en saf haliyle, en temiz ve yürekten haliyle seveceksin.’’Evet, sevgili Evren Evet…,, İşte sevgili dostum, ben o sevdayı, o kadar çok özledim ki…

Bir kadını sevmek…

Rüzgârda uçuşan entarisini, zülfünü, nur yüzünü, ovalardan huzurlu gerdanını, narin ellerini ve etkili sesini sevmek…

Biliyorum…

Plâtonikse o sesi hiç duyamam; ama o kendi halindeki masum ve naif güzelliğine bir ses bulurum elbet. Böyle bir kadının, böyle güzel bir sesi olurdu herhalde derim.

O hayalini kurduğum kadın,

Benim kalbimin derinliklerinde yaşattığım…

Bir ömür, o hayale taparak tükenir mi?

İbadethanemiz yoksa kalbimizde mi?

Kalbi, kutsal aşk vaftizine sokan, her hayali kurulduğunda tatlı bir hüznü en saf şekilde gözlere ulaştıran oysa.

O’na tapanı hor göremem ki.

Aşığı anlamayana deli derler, önemsenir mi?..

İnsanlığın en büyük ‘’Sanatıdır,, plâtonik sevmek.

En kırılmaz olanı, en içten, kıymeti eksilmeden, sonu olmadan yıllara süzülen… Ve bir insan seversiniz, hayali sonsuzluğa gider, gerçekliğiyse ölümlü zamana…

Ben, ölümsüz mitolojik tanrıların, ölümlü insanlara imrenmesi gibi imrenirim sonsuzluğa giden sevdalara. Gider mi? Gider dostum, biliyorum ben, gider…

Hani Pietro’nun eserini her başa alışımda gene aynı duyguyu sonsuza dek sara sara hissetmek gibidir bu. ‘’Seni seviyorum,, demek…

Ona sonsuzluktan sarılan bir tanrıya benzer.

Derler ki…

Derviş olabilmek için, uzaklardan ‘’Yaratana âşık,, olunur.

Vuslattan ayrı, o hayale gözyaşı dökmek karşılığında denir ki…

Kime? Sorma ne’olur… Ve sonunda Leyla’yı Mecnun’a getirdiklerinde, Mecnun onu tanıdı mı ki?..

Tüm yeni sevgililere karşın, plâtonik ve kendi halimde sevmek istiyorum kendi halinde olan, o masum kadınımı… Benden de var olan, o eşi bulunmayan kadınımı… Öyle darbe aldı ki bu sevda, ellerimde iyileştirmeliyim. Hayat suyunu arzuluyorum sadece doğadan.

O bilmeden “Seni Seviyorum,, demek istiyorum ve tüm art niyetlere karşın yaşamak istiyorum. Ölüme direnerek…

Biliyorum, tüm güzelliklerin başlangıcısın sen.
N’olur…

Japon Bahçesi’nin dilek ağacında tüm yeni yıl dileklerim. Ruhu bakir, temiz bir kızın hayaliyle sar beni…

Tengiz YAVUZ

satrpialo_mare@hotmail.com

##