KİTAPLAR


Ferihan Diril'in Dua Terkipleri

Annemin Çeyiz Sandığı

Modern Tasavvuf

ANA KONULAR


DİĞER


128 ülkeden 196.721 ziyaretçi

Muzik Fon Müziği

”Seçilmişlik,, (Sn Vehbi KOÇ)

Sn Ergun Zoga‘nın 25 Şubat 1997 tarihli BİZDEN HABERLER VEHBİ KOÇ Özel Sayısı 2, sayfa 4 ‘deki gençlere ögüt niteliğindeki kıymetli bir paylaşımı:

 

Tanrısal Seçilmişlik ya da Allah Vergisi

Tüm inananlar Allah’ın, bazı kullarını yaratmada mutlaka özel bir amaç güttüğünü istisnasız kabullenirler ve “Yaratılanı severim Yaratandan ötürü” diyerek bu beyinsel kabullerini seslendirirler.

Bütün din kitaplarında ve dinsel yorumlarda, Yaratıcının yeni canlıyı yaratırken onun cismanî ve ruhanî yapısı ile süreceği hayatı şekillendirdiği ve kaderini düzenlediği belirtilir. O halde yaratıcı, yaratacağı canlıya, yaşamında yükleneceği görevleri yerine getirmesi için de bir takım nitelik ve nicelikler verecektir ki, bunlara; verilen manasında Allah VERGİSİ demek mümkündür.

Ancak verilenlerin neler oldukları ya da olacakları hususunun, hiç bir gücün mücadele edemeyeceği İLÂHİ TAKDİRİN içinde bulunacağı yadsınamaz.

Dolayısıyla Allah, Kur’anı Kerimin 103 nolu ASR Suresinde; insanlar için “yararlı şeyler düşünen ve yapanların”; “Sabırlı ve iradeli olanların” mutluluğa ereceklerini belirtirken, bu prensiplere uymayı insanlar için bir görev ve sorumluluk olarak kabul etmiştir.

O halde insan, Yaratıcının uygun gördüğü görevler için dünyaya gelmekte ve kendisine, gerekli nicelik ve nitelikler verilmektedir. Özellikle çok ayrıcalıklı ve her insanın yapması mümkün olmayan görevler için taşınan niteliklere TANRI VERGİSİ ve bu nitelikleri taşıyanlara da Allah’ın sevgili kulu denilmektedir ki; Tanrı vergisi kavramının günlük hayatımızda ki karşılığı VEHBİ kelimesidir. 

İnsanlar doğunca, onlara diğer insanlardan ayrılması için isimler verilir. Eski adetlerimize göre de dua ile kulaklarına fısıldanır. Artık çocuk o isimle çağırılacak ve yaşayacaktır.

Ancak çok ilginçtir ki; bazı isimler anlamları itibariyle konuldukları canlı ile önemli bir uyuşma oluştururlar.

Halk dilindeki “ismi ile yaşasın” “ismi gibi olsun” sözleri, hep bu uyuşmanın gerçekleşmesi arzularının ifadeleridir. Gerçi bu hususun bilimsel bir gerçeklik şeklinde düşünülmesi mümkün değilse de; yaşamda inkâr edilemeyecek sıklıkta rastlanılan, belirgin özellikli ve aksi ispat edilemeyen tesadüfler olarak kabul zorunluluğu da vardır, işte Rahmetli ve sevgili Liderimiz Vehbi Beyefendi, bu istisnai tesadüflerden biri olup VEHBİ (Allah vergisi) kelimesi ile canlı bir vücudun birleşmesinden meydana gelmiş eşsiz bir örnektir. Şüphesiz ki bu örnek; Allah’ın takdiri, verdikleriyle oluşmuş ve gerçekleşmiş bir örnek olarak ortadadır.

Biliyoruz ki; örnek kişi: yaşadığı zamana ışık tutan; yaşamını insanlara adayan; çalışmalarında kararlılık, cesaret, sabır, mücadele ve yaratıcılık hâkim olan kişidir ki, genellikle hayatında şu hususların bulunması gerekir:

1- Yaşamı tarihi bir nitelik taşımalıdır 
2- Mücadelesi ve başarıları, elle tutulur gözle görülür kadar somut olmalıdır.
3- Yaşamı, amacı ve ideali ile uyumlu düşünceleri gerçekleşmiş olmalıdır.
4- İnançlı, mütevazı, disiplinli kişiliği, beyin ve gönüllerde tarafsızca yer tutmuş olmalıdır.

Bütün bu yorumsal analizden sonra yorumsal bir senteze varmak gerekirse Vehbi Koç, kişiliği, mücadelesi, başarısı kısaca tüm yaşamı bu niteliklerle şekillenmiş bir kişidir. Dolayısıyla o, bir örnek olarak belki de Tanrı tarafından özel olarak seçilip gönderilmiş bir canlıdır. Tüm hayatını harcadığı Türk Özel Sektörünün babası olarak:
- İLK AMPULÜ imal edip gözlerimi ve kafamı karanlıktan,
- İLK LPG’yı (Aygaz) getirip yuvamı kömür-odun-is ve kokusundan,
- İLK BUZDOLABINI yaparak yemeğimi kokuşmaktan KURTARAN,
- Kapıya gelen TEKERLEKLİ BAKKALI (Migros kamyonu) ile satış hizmetini ilk kez modernize edip insanlarımı rahatlığa KAVUŞTURAN,

Bir iş adamı için ülkesinin insanlarına hizmet sorumluluğunun ilk örnekleri olan hastahaneden-yurtlara; gözbankalanndan-sağlık kuruluşlarına; eğitimden-yetiştirmeye kadar her alanda İLK ADIMLAR’ı atarak GÖSTEREN ve bu konularda kendisinden sonra gelenlere REHBER ve ÖRNEK OLAN; Sevgili Başkanım VEHBİ KOÇ’a şükran ve minnet duymamak ve onun FİZİK, BEYİN ve PSİKOLOJİK GÜCÜNÜN Allah vergisi olduğuna inanmamak mümkün değildir. 

Öyle ise denebilir ki;

Mademki Allah, bireysel olarak insanları aydınlatmak, onların mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmelerini sağlamak için MÜRŞİT denilen bazı insanları yol göstereci, rehberlik edici olarak görevlendirmiştir,

O halde VEHBİ KOÇ da bir MÜRŞİT’tir. Hem öyle yüce bir Mürşit’tir ki; insana değil insanlığa; bireye değil topluma hizmeti görev bilmiş; ümidini yitirmeden savaşmış; megaloman olmadan yücelmiş; nezaket ve terbiyesini bozmadan saygınlık kazanmış; bağnazlaşmadan inanmış; AMA ASLINI KAYBETMEDEN ÇAĞDAŞLAŞMIŞ. 

Dileyelim ki, mekânı cennet, ruhu şad, arkasında bıraktığı emanet aklımıza, yaşamımıza ve sonsuzluğumuza ışık olsun. 

Ergun Zoga
http://www.zoga.org/vitae.htm
Not   25 Şubat 1997 tarihli 
BİZDEN HABERLER, VEHBİ KOÇ Özel Sayısı 2, Sayfa 4

##