KİTAPLAR


Ferihan Diril'in Dua Terkipleri

Annemin Çeyiz Sandığı

Modern Tasavvuf

ANA KONULAR


DİĞER


128 ülkeden 193.170 ziyaretçi

Muzik Fon Müziği

Burak KONAKOĞLU - “Yaşam Kültürü”nü Hayatına Geçirmiş Pırıl Pırıl Genç Bir Kaptan ve Müzisyen

2008 senesinde TÜDEV’den birincilik ile mezun olan Burak KONAKOĞLU çok yakından tanıdığım ve topluma bu kalitede bir çocuk yetiştirdikleri için her zaman takdir ettiğim aile dostumuz  Nuray-Kadir KONAKOĞLU çiftinin çocuklarıdır.

Muhteşem piano çalan Burak şu anda İngiltere’de Plymouth Üniversitesi’nde  yüksek öğrenim görmektedir. Hedefi bu üniversitede akdemisyen olmaktır. Ayrıca hayatında çok önemli bir yeri olan pianoyu da akademik ortama taşıyarak bu konudaki yeteneklerini derinleştirmektir.

Sevgili Burak bizlere İngilteredeki sosyal ve eğitim hayatını konu alan çok güzel bir mektup yazmıştır. Bu mektubu sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyarım.

TÜM GENÇLERE ÖRNEK OLMASI DİLEĞİ İLE….

Ferihan DİRİL

(Fon müziği: Burak KONAKOĞLU)

 

— o —

 

Çok Değerli Diril Ailesi,

1. Genel Bir Giriş…
Bu mektubu yazarken, resmi ifadelerin dışında akademik alt yapı ile bir bütün olarak biraz daha marjinal ve gözlerinizde içten ve sıcak bir gülümsemeye neden olacak ifadeler kullanmayı uygun gördüm. Umarım, sizler için de bir sakınca teşkil etmiyordur. Eğitim amacı ile yurt dışına çıkış yaptığım günden bugüne kadar yaşadığım anılarımı sizler ile daha geniş kapsamlı paylaşmak istedim. Elbette ki herhangi bir sakınca gözetmeden, bu mektubu hayatınızda değerli olan herkes ile paylaşabilir ve anlatabilirsiniz.

Uzun bir süredir bir araya gelip görüşemiyoruz. Lakin sizler için hayatınıza dair her saniyenin her açıdan mükemmel geçtiğine inanıyorum. Bu inancımı hiçbir zaman kaybetmedim. Çünkü sizleri tanıdığım günden bugüne kadar akıp geçen her saniye içerisinde, sizlerin çok yoğun bir tempo ile hayatınıza devam ettiğinizi biliyorum.

Eğitim için burslu olarak yurtdışına geldiğim gün, hayatımın en mutlu anlarından bir tanesiydi. Bu benim için çok farklı bir anı olarak kalacaktır. Önce Glasgow’a gitmek ve oradaki eğitimi tamamlamak, daha sonrasında Plymouth’a gelip üniversitenin akademik programa dâhil olmak… Muhteşem…

2. Glasgow – İskoçya Süreci
İlk gün çok heyecanlıydı. Havaalanında uçaktan indikten sonra taksiye bindim ve o anda farklı bir ortam, farklı insanlar, farklı bir kültür ve anlayış, farklı bir dil, farklı bir yaşam tarzı ile karşılaştım. İnsanları gördükçe ve onlar ile sohbet ettikçe, ilgilendikleri konulara dâhil olabilme yetisine sahip olabilmek tamamen bir ayrıcalık. Hiçbir şekilde kendimi yalnız hissetmedim. Bu sıcakkanlı ortamın, o ülkeye misafir olarak giden insanlar açısından, sadece bana yansıyıp yansımadığından emin değilim. Yine de her zaman arkadaş canlısı bir insan topluluğu içerisinde yer aldım. Özellikle eğitmenler ile kurmuş olduğum pedagojik ve manevi bağlar, hayatıma dair kayda değer birikim sağlamama yardımcı oldu.

Tahmin edebileceğiniz gibi ben girişken olmayı seven bir insanım ve Glasgow’da da sınıf temsilcisi olarak kendimi ortaya attım. İçimdeki heyecan, her konuya katılım düzeyini maksimum seviyeye çıkarmak için oldukça yeterliydi ki zaman zaman fazla bile geldiği oluyordu…

2.1 Konaklama
Okulun bulunduğu bölgeye vardığımızda, kalacağımız yer zaten belirlenmişti. Ve nitekim ilgili görevliler bizleri bekliyordu. Şahsi düşünceme göre konaklama için bizlere sunulan imkânlar ve odalar gerçekten harikaydı. Elbette, aramızda bazı memnun olmayan arkadaşlar vardı, lakin bir şekilde bu dönemler geride kaldı…

Öğrenci Yurdu Odası, Glasgow (20.07.2010)

Güzel ve düzenli bir şekilde odaya yerleştikten sonra öğrenci yurdu içerisinde biraz dolaşmaya karar verdim. Öğrenci yurdu, bir bütün olarak gerçekten çok geniş bir yerdi ve içerisinde birçok imkânı barındırıyordu. Masa tenisi, bilardo, ortak çalışma alanları, televizyon, internet salonu, kablosuz internet, spor alanları, yemek salonu, televizyon gibi olanaklar öğrencilere, verilen okul parası açısından harici olarak bedelsiz sunuluyordu.

Diğer yandan, yerleşmiş olan yemek kültürüne alışması biraz zaman almış olsa da yine de sağlığımı kaybetmeden idare ediyordum. İşin en güzel yönlerinden bir tanesi ise, öğrenci temsilcisi olarak güzel bir şekilde sunmuş olduğum mektup sonucunda, bizim modern Türk kültürümüze dayanarak çeşitli yemekler hazırlayabileceklerini tavsiye ettim. Bunu dikkate alarak çok harika yemekler yaptılar. Elbette ben daha sonra bir teşekkür mektubu daha yazdım ve gerçekten bu yaklaşımımı çok beğendiklerini ifade eden bildirimler aldım.

2.2 Akademik Yaşam

Okula vardığımızda hemen derslere başlamadık elbette. Bir süre dinlenme ve kayıt işlemlerinden sonra sınıf belli oldu ve eğitim danışmanlarımız ile tanıştık. Pek tabiî ki genel olarak eğitmenler Hindistan, Pakistan asıllı profesyonel ve akademik geçmişe haiz kişilerden oluşuyordu. Bu az rastlanır bir durum değildi. İskoç veya İngiliz eğitmenlerin sayısı oldukça az olarak görünüyordu. Sınıflar, sunulan imkânlar açısından, derslerin oldukça verimli geçeceğini işaret ediyordu…

Öncelikle, kayıtlar tamamlandıktan sonra, öğrenci kartlarımız verildi ve nitekim hala o kartı hatıra dolu günler adına saklıyorum. En ön sıraya oturdum ve öğretmeni beklemeye başladık. Sınıfta, toplam olarak 11 Türk, 12 Hindistanlı ve 2 İskoç öğrenci mevcuttu. Öğretmen geldi ve ders notlarını dağıtıp anlatmaya başladı. Bugün gibi hatırlıyorum…

Sınıf Ortamı, Glasgow (20.08.2010)

Bütün sınav tarihleri belliydi ve en baştan açıklanmıştı ve girdiğim sınavları başarı ile geçtim. İçimi saran bu heyecan ve yabancı dildeki gereksinim beni kat ve kat mutlulukla sarıyordu. Bu şekilde yazarken bile, bunu gerçekten tam anlamı ile ifade edebildiğimi sanmıyorum.

Öğrenci Yurdu – Ortak Çalışma Alanı 1, Glasgow (25.06.2010)

Bir diğer konu ise, okulun kütüphanesi idi. İçinde bulunduğumuz şu günlerde en makul araştırma aracı internet olarak biliniyor olsa bile, kitapların yerini hiçbir şey alamaz. Açıkçası bunu bir kez daha yurt dışında görmüş ve teyit etmiş bulundum. Zengin bir kütüphanesi vardı ve sistem, oldukça sağlam temeller üzerine kurulmuştu. Bu bahsetmeye çalıştığım sistem, kitap ödünç alma işleminin yanı sıra, bilgisayardan çıktı alma ve istekte bulunma gibi prosedürleri de kapsıyor. Şahsen çok etkileyici olduğunu itiraf etmek gerekiyor. Sonuç olarak, oldukça yoğun bir eğitim dönemi olduğunu itiraf etmek istiyorum.

Öğrenci Yurdu – Ortak Çalışma Alanı 2, Glasgow (25.06.2010)

2.2.1 Ziyaret

Eğitim dönemi içerisinde, TÜDEV Genel Koordinatörümüz bizi ziyarete geldi. Sonuçta bizleri burslu olarak gönderen ekibin yönetici pozisyonunda, bizler için her şeyin yolunda olup olmadığını bizzat görmek istemişti. Elbette bu da bizi çok sevindirdi. Kısacası, kendisini görmek bize çok huzur verdi.

Genel Koordinatör Ziyaret, Glasgow (17.06.2010)

2.3 Sosyal Yaşam

Bu konunun, sizin daha çok ilginizi çekebileceğine eminim. Her nasılsa, sanıyorum bu bölümde yazacaklarım, daha öncesinde yazdıklarımdan daha fazla yer işgal edecek…

Geldiğim ilk gün, okula yakın olan bölgede ufak çapta bir araştırma yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Çünkü kendime ait zamanlarda neler yapabileceğim konusunda fikir sahibi olmak istiyordum. Nitekim dolaşırken çok harika bölgeler gördüm. Elbette bu bahsettiğim bölgeler sadece müzikal açıdan değil, şehrin temel bütünlüğünü yansıtabilecek güzelliğe sahip olan yapılar ve manzaraları da içeriyordu. Ne yazık ki fotoğraf makinemdeki teknik sorunlar nedeni ile an be an fotoğraf çekme imkânı bulamadım. Sadece ara sıra güzel kareler yakalıyordum ve bir anlık fotoğraf çekiyordum ve makine, pil nedeni ile kapanıyordu. Yine de anı olarak saklayabileceğim çok değerli resimler çekmeyi başarabildim…

Albert Köprüsü, Glasgow (18.06.2010)

Açıkçası, hava durumunun çoğunluk oldukça güzel olduğu bir dönem içerisinde bulunduğum için, gündüz ve akşam dışarıda rahat dolaşmakta pek sıkıntı yaşamadım. Yine de ara sıra hava yağmurlu oluyordu. Zaten tahmin edebildiğinizden eminim ki burada hava şartları genel olarak yağışlı geçiyor.

Öğrenci Yurdu Yolu, Glasgow (09.05.2010)

Geziler esnasında birçok yabancı kişi ile de tanışma imkânı yakaladım. Zaten insanlar bana göre burada sıcakkanlı oldukları için doğrudan sohbete meyilli bir karaktere sahipler. Sadece bir “Merhaba…” ifadesinin, bir sohbet konusu açmak için yeterli olduğunu gördüm. Her yaştan insan grubu ile sohbet edebiliyorsunuz. Her biri, hangi yaşa gelirse gelsin, canlılığını ve içtenliğini hiçbir zaman kaybetmemiş. Bu perspektif, insana, yaşam açısından çok farklı bir bakış açısı katıyor.

Thistle Caddesi, Glasgow (18.06.2010)

2006 senesinin sonunda, TÜDEV’de okuduğum zaman içerisinde, gemideki stajdan yeni dönmüştüm. Okuduğum İngiliz altyapısı ile harmanlaşan sistem gereği, yurtdışından, zaman zaman denetlemek için bir eğitmen geliyordu. O dönemde de bizim sınıfımız için gelmişti. Kendisi, Niall Mushet, bir İskoç asıllı İngiliz’di. Daha sonrasında bizler ile yaptığımız staj ve eğitim standartlarına istinaden bireysel olarak görüşüp geri dönmüştü…

Ben İskoçya’ya bu zaman geldiğimde ise, O’na mail göndermiştim. Elbette O da bana cevap yazmıştı. Bu şekilde haberleştikten sonra, ailesi ile birlikte, benimle görüşmek istediğini dile getirdi. Kendisinin de bir Gemi Kaptanı olmasının yanı sıra aynı zamanda bir müzisyendi ve İskoçya’nın geleneksel çalgı aleti olan Gayda çalıyordu. Bu açıdan bir ortak noktamız daha olduğu için ben de büyük bir heves ile buluşma isteğini onayladım. Evi çok uzakta olmasına rağmen araba ile ailesini de yanına alarak, kararlaştırdığımız gün beni görmeye ve o bölgeyi daha verimli açıdan dolaşmamı sağlamak için geldi. Ailesi ile birlikte öğlen yemeği yedik ve oldukça keyifli bir şekilde sohbet ettik. Harika bir gündü…

Mushet Ailesi ile Buluşma, Glasgow (17.07.2010)

2.4 Piyano ve Müzik

Esasen, sosyal yaşam başlığı altında size sunmam gereken bir bölüm olmasına rağmen, bu konuyu ayrı bir başlıkta ele almamın tek sebebi, her bir konudan çok daha değerli olmasıdır. Bu açıdan beni anlayabildiğinize kesinlikle şüphe getirmiyorum.

Müzikal açıdan çok imkân yakaladım. Keşif yaparken, özellikle, bu okulun bulunduğu çevredeki müzik mağazalarının ve ilgili yerlerin sayısının oldukça fazla olduğunu gördüm. Diğer yandan, değerli Mushet ailesinin de bu açıdan katkılarını dile getirmek istiyorum. Konu şu ki, beni görmeye gelmeden önce, internetten ortam ile ilgili müzikal yönden bir araştırma yapıp, nerelere gidebileceğim konusunda beni harika bir şekilde yönlendirdiler ve tabiî ki ben de onlara minnettar kaldım.

Guitarguitar Müzik Mağazası, Glasgow (09.05.2010)

Bir gün, dışarıda dolaşırken bir kilise gördüm. İnşa açısından oldukça güzel bir görünüşü vardı. Dolayısıyla içini çok merak ettim ve içeriye girdim. Ana girişten lobiye geçiş yaparken, odanın en ücra köşesinde üstü örtülü büyük siyah bir nesne gördüm. Bu benim rüyalarımı hep süsleyen kuyruklu bir piyanoydu. İşte o gün kiliselerde piyano olduğunu teyit etmiş bulundum.

Kullanabilmek için müsaade istedim ve elbette derhal izin verdiler. Ve ben de oraya sıklıkla uğramaya başladım. Gittiğim her gün bana izin veriyorlardı ve birçok insan da dinlemek için geliyordu. Bir Pazar günü benim için konser düzenlediler ve yaklaşık 400 kişi geldi. Benim adıma çok heyecanlı bir ortam oluştu. Zaman zaman yaşamış olsam da, böyle bir heyecanı ilk defa yaşıyordum. Resimler çekiliyordu ve insanlar sohbet etmek istiyorlardı. Bu da beni oldukça keyifli kılıyordu. Konsere gelen seyirciler arasında Glasgow – RSAM (Royal Scottish Academy of Music) öğrencileri ve eğitmenleri de vardı. Birçok insan ile tanıştıktan ve çok onur verici dakikalar yaşadıktan sonra akşamüzerine doğru oradan ayrıldım. Elbette zaman içerisinde tekrar tekrar oraya gidiyordum. Ne de olsa ruhumun yaşam kaynağıydı.

Saint George Kilisesi Konser, Glasgow (24.07.2010)

Bunun dışında, çok yakın bir bölgede bir müzik mağazası bulmuştum. Çok sık aralıklarla olmamak kaidesi ile 4 defa oraya gittim. En son gittiğim gün, harika seslendirdiğimi ama nitekim satın alıp almayacağımı sordular ve ben de o an için alamayacağımı belirttim. Daha sonra oraya tekrar gitmek istemedim…

2.5 Büyük Sınav Günü

Glasgow’a geldiğim günden itibaren bu ana kadar birçok konuda dersler işledik. Hepsinin tek bir amacı vardı. Ve bu amaç İngiltere hükümetinin yetki verdiği uzak yol vardiya zabiti ehliyetine sahip olmaktı. Türkiye şartlarında eğitim aldıktan sonra sınava girip elde edilen ehliyet ile uluslar arası standartlarda çalışma imkânı çok nadir bulunan bir seçenek olduğu için, yabancı bir ehliyet sahibi olmak çok faydalı olacaktı. Bu imkân, teknik açıdan kariyer mahiyetinde de bir anahtar olarak düşünülebilir.

Sınav günü ve saati belli olduğunda gereksiz bir endişeye kapılmıştım. Bu durum beni ister istemez rahatsız ediyordu. Çünkü geçmişte hiçbir yerde bu biçimde sözel bir sınav ile karşılaşmamıştım ve harici olarak eğitmenler ve sınava giren kişilerden aldığım yorumlar itibari ile sonucun olumsuz olacağına dair hislere kapıldım. Yine de umudumu yitirmedim ve olumlu bir sonuç beklermiş gibi sınav yerine gittim.
Bina çok eski gibi görünüyordu. Ürpertici yapısı, insanda her açıdan olumsuz düşünceler uyandırıyordu. “Bir kez olsun, söylentiler doğruymuş!” şeklinde aklımda düşünceler beliriyordu. Gündüz erken saatlerde oraya tren ile gitmiştim. Girişe geldiğimde, bana kart verdiler ve içeriye giriş için refakatçi çağırdılar. Kendimi bir an için ordu karargâhına giriş yapan bir mahkûm gibi hissettim.

MCA İngiliz Ehliyet Sınav Binası, Greenock (17.09.2010)

Ne kadar da güzel giyinmiştim o gün. Zaten bu da bir gereksinim di. Sınav, yapı ve prosedür olarak, teke tek (eğitmen öğrenciye karşı) sistemine dayanıyordu. Sınavdan önce, eğitim boyunca öğrendiğimiz kadarıyla yapılan hiçbir hatanın herhangi bir şekilde affedilmesi mümkün değildi ki nitekim öyle oldu. Sınavın içeriğini sizlere anlatmam için yaklaşık 5 – 6 sayfa gerekiyor. O nedenle pek fazla detaylı bir şekilde irdelemeyeceğim. Nitekim sizler ile bu konuyu, misafir olarak size geldiğimizde paylaşmıştım. Özünde çok ufak bir konuyu hatırlayamadığım için sınavda başarısız oldum. Bu insanların, bu ehliyeti, kendi milletinden olmayan adaylara kolaylıkla vermemek için sarf etmiş oldukları çabayı, derin bir şekilde dile bile getirmek istemiyorum. Ama o ehliyeti bir şekilde elde edeceğim!

3. Türkiye’ye Dönüş

18 Eylül 2010 günü Türkiye’ye geri döndüm ve biraz tatil yaptım. İstirahat bana çok iyi geldi. Özellikle o yoğun tempodan uzaklaşmak ve ailemi tekrar görmek bana çok huzur verdi. Nitekim bu süre zarfında sizler ile de ailece bir araya geldik ve harika vakit geçirdik. Diğer yandan, bu mektubu hazırlarken bir şey fark ettim. Sizler ile beraber hiç resim çekilmemişiz. Umarım ilerleyen günlerde bunun için de fırsat yakalayabiliriz. Türkiye’ye döndükten belli bir süre sonra, okuldan telefon ile bana ulaştılar ve İngiltere Plymouth Üniversitesi için hazırlık yapmam gerektiğini söylediler. Bu haberi bana değerli Bölüm Başkanı Sayın Ergun Demirel hocam verdi. İşte o an, hayatımın en mutlu dakikalarından bir tanesiydi. Yıllardır dilediğim gerçek oluyordu. Hiçbir şeyi bu kadar farklı bir yoğunlukta arzu ile istememiştim ve sonunda gerçekleştiğini bilmek bana inanılmaz haz verdi.

Bu mektubumun devamında sizlere Plymouth sürecinden bahsedeceğim… Kendinize çok dikkat edin. Sevgi ve saygılarımı sunarken dostluğunuz için çok teşekkür ediyorum.

Burak Konakoğlu

 

 

Ferihan DİRİL'in evi ve Burak-Nuray KONAKOĞLU

 

Nuray-Kadir KONAKOĞLU